Tüm Yazılar

Ara
  • Merve TOMBUL

Karne Ödülü verilsin mi, verilmesin mi ?

Günümüzde birçok aile maalesef hala çocuklarını karne notları ile değerlendiriyor. O notlara bakarak çocuklarını “başarılı” ya da “tembel” olarak etiketleyen aileler bu durumlarda da aşırı cezalandırma veya ödüllendirmeyi tercih ediyor. Oysa ki, ailelerin bu tür geri dönüşlerine pek de olumlu yaklaşmıyor.

Cezaların okul yaşantısına, aile ve çocuk ilişkisine zarar verdiğini düşünen eğitimciler, bu durumun çocuğun kişisel gelişimini etkilediğini ve hem okula, hem de öğrenmeye karşı olumsuz bir tutum geliştirdiğini vurguluyor. Aşırı ödüllendirmelerin zararına da değinen eğitimciler, başarı karşısında abartılarak verilen ödülün çocuğun kalıcı öğrenme ve motivasyonunu olumsuz etkilediğini belirtiyorlar. Anne babanın karne konusunda tavrının çocuğun daha sonraki okul başarısını etkilediği, “Anne babalar dikkat! Bu konuda verilecek tepkiler çocuğun diğer öğrenmelerini etkiliyor. Çocukların öğrenme isteklerini köreltmeden ve yeni bilgiler almaktan korkmalarını sağlamadan, karşılaştıkları zorlukları yenmeleri için cesaretlendirmek sadece öğretim başarısının değil yaşam kalitesinin de artmasına yol açacaktır”.

Karne alan çocuğa nasıl davranmalı?

Karne, gelecek adına önemli ipuçları taşıyan çok önemli bir fırsat olarak değerlendirilmeli. Bu belgeye çocuğun başarılı ya da başarılı olduğu dersleri ya da bazı derslerdeki eksikleri gösteren bir çizelge olarak bakılmalı.

Öncelikle kötü notları değil, iyi notları değerlendirin. Çocuklara neleri yapamadıklarından çok neleri yapabildiklerini ve yapabileceklerini anlatın. Olumsuz ve eksik bulunan davranışlar yerine olumlu özelliklerine yönelmek çok daha etkili olur. Sadece olumsuzlukları vurgulamak, çocuğun diğer olumlu özelliklerini görmeyi engeller ve kendisini tümden başarısız değerlendirmesine yol açar. Yapılan araştırmalar, olumlu özelliklerin ön plana çıkarılmasının özgüven gelişimini desteklediğini ve genellemelere yol açarak olumsuz durumları da ortadan kaldırdığı yönünde.

Çocukları düşünmeye ve konuşmaya yönlendirerek dinleyin, başarısızlık nedenlerini belirleyin ve çözüm stratejileri geliştirin. Bu aşamada, çocuklara güvendiğinizi hatırlatın, ortak kararlar alarak uygulamaya koyun.

Eğitim yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Sadece karne odaklı düşünmek bunun düzeltilemez bir durummuş gibi algılanmasına yol açar. Bu nedenle çocuğun başarılarına sadece var olan durum değil gelecek odaklı bakmak daha yararlı.

“Neden daha yüksek değil?”, “Diğer çocukların durumu nasıl?” gibi söylemler umutsuzluklara ve değersizlik duygularının yaşanmasına sebep olur. Tüm çocuklar kendi gelişimleri içerisinde değerlendirilmeli, çok küçük bile olsa ilerlemeler olumlu ele alınarak pekiştirilmeli.

Kötü karneyle gelen çocuğun suçluluk, pişmanlık, üzüntü gibi duyguları yoğun olarak yaşayabileceği gözden kaçırılmamalı. Bu duyguların farkında olunduğu dile getirilmeli, iyi olmayan notların telafi edilebileceği, çaba göstererek aşılabilecek bir engel olduğu belirtilmeli.

Yetenek, ilgi ve beceri açısından bakıldığında her çocuğun kendine özgü bir repertuarı olduğundan kıyaslama yapmak, çocuğun motivasyonunu arttırmak yerine yetersizlik duygularını harekete geçirir. Ayrıca kıyaslandığı bireyle ilişkisi de bozulur. Çocuğu başkalarıyla kıyaslamak yerine kendi içindeki gelişimini görebilmek çok daha önemlidir.

Çocuklarımıza gösterdiğimiz sevgi ve ilginin koşullu olmadığı unutulmamalı. Karne notlarından dolayı tüm olumlu özelliklerini bir kenara bırakıp, onu başarısız olarak değerlendirerek, sevgiden yoksun bırakma yoluna gidilmemeli.

Başarısızlık soğukkanlılıkla karşılanmalı, olabilir ve gerekli şartlar oluşturulduğunda düzeltilebilir bir durum olarak değerlendirilmelidir. Unutulmamalıdır ki, kötü bir karne düzeltilebilir ancak çocuğun kişiliği üzerinde yapılacak tahribat telafisi mümkün olmayacak sonuçlar doğurabilir.

Karne notlarına ilişkin zaman zaman eşler birbirlerini değerlendirme, suçlama yoluna gidebilir ve gereksiz tartışmalar yaşanabilir. Babalar anneleri öğretici, anneler ise babaları idareci gibi görebilir. Bu tartışmaların çocuk üzerindeki etkisi ise, mutsuz, suçluluk duygusu yaşama, öğrenmeye karşı isteksizlik ve olumsuz davranışlara yönelme şeklinde olabilir. Unutmamak gerekir ki suçlamalar yerine ortak çözüm önerileri oluşturabilmek başarıyı getirecek.

Karneyi bir kenara bırakın yaz tatilini iyi değerlendirin

KARNEYE verilen anlam ne olursa olsun ama sonundaki tatili iyi değerlendirmeli. Bir yıl boyunca gösterilen çabanın sonucu ne olursa olsun herkes gerek fiziksel gerekse zihinsel açıdan dinlenmeye ve eğlenmeye ihtiyaç duyar. Tatilde öncelikli olarak yapılması gereken planlama bu yönde olmalı. Ancak unutulmamalıdır ki bilgi birikimli bir süreçtir. Her yeni öğrenmeler eski öğrenilenlerin üzerine inşa edilir ve birey tarafından özümsenir. Eğer alt yapı yetersiz olursa, yeni bilgilerin edinilmesi ve kalıcı olması imkansız hale gelir. Tatili iyi değerlendirmek için uzmanlar şunları öneriyor:

Tatil süresi içinde düzenli ve gelişim düzeyine uygun kitaplar okunabilir.

Karneyi bir kenara bırakın yaz tatilini iyi değerlendirin

Başarısız olan derslere yönelik yorucu olmayan bir çalışma programı oluşturulabilir. Bu kapsamda başarısız olunan ders ya da derslere ilişkin öğretmenlerle görüşerek eksik olan konularının tamamlaması yönünde bir program izlenebilir.

Bilgisayar, televizyon gibi etkinlikler için de bir program yapılabilir, tüm zamanını bu etkinliklerle değerlendirmemesi konusunda yönlendirmek de olumlu olur.

Tatilde sosyo kültürel açıdan yapılacak gezi ve incelemelerle okullarda uygulanan bazı ders müfredatları desteklenebilir. Bu nedenle, müze, konser, sinema ve tiyatro gibi etkinliklere tatil döneminde zaman ayırmak da öğrenmeyi keyifli hale getirir.



38 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

ÇOCUKLARLA ÖLÜMÜ KONUŞMAK

Ölümü konuşmak yaşamdan da konuşmak demektir. Yaşam ve ölüm aynı zincirin parçasıdır, tıpkı gece ve gündüz gibi. Bitkiler büyür, meyve verir ve ölür. Çocuk, ölüm kavramını içinde bulunduğu gelişim sev